soğuktu ve yağmur yağıyordu, Tanrım insanlar üşüyordu!

Tuesday, January 5, 2010

saat 1.23. fırtına tüm şiddetiyle devam ediyor.az evvel ölmeden önce hak ettiğim parayı cebimde görseydim sözüme bu kadar paragöz olmanın beni iğrenç birine dönüştürdüğü kanısına varan öfkeli/üzgün büyükannem ben tuvaletten gelene kadar uyumuş bile.
saat 1.25. fırtına dinecek gibi durmuyor. izlemekte olduğum filmi yarıda bırakıp evdeki elektronik eşyaları kurtarma çabasıyla tüm fişleri çektim. amacım gelecekte izleyeceğim filmlere yatırım yapmak.
saat 1.27. büyükannem bu fırtınanın dünyayı "göçüreceğini" söylüyor. uyandı, sağa döndü, ve bir ve iki ve üç..uyuyor. pazar gününe girmiş bulunmaktayız ve inancımıza göre cumadan evveldünya "göçmeyecek".
saat 1.30. ego çağrılarıma cevap vermiyor. yağmurun şiddetlendiği anlardaki korkumu yenmem için derhal uyumalıyım. telefonumun çalmasını, bir sesin beni telkin etmesini istiyorum.
saat 1.33. karnım aç, midem bulanıyor, uykusuzum, korkuyorum. tek güvencem elektrik, ışığı görmek yeter bazen.
saat 1.35. kuzenim TVyi kapatıp uyumaya karar verdi. belki o da fişi çekmiştir. ve belki o da uykusu olmadığı halde uyumak zorunda hissediyordur kendini. buraya gelebilir, ya da ben oraya gidebilirim. şu an birbirimize katlanabileceğimizi zannetmiyorum.
saat 1.37. iyi geceler dilemeliyim kendime. haftanın gelişi hep ürkütüyor. öğlene kadar uyuyacağım ve akşama kadar kendime gelemeyeceğim.



Read more...

all i want is to be a happy man :/

Monday, January 4, 2010


Read more...

i feel like as if i'm in prison sendromu

"biliyör müsün kapeseseye hazırlandıktan sonrakı bıkaç yıl kitap bilem okuyamadım ban :/"

#


gittikçe hiş hoşlanmadığım şeyler yapıyorum...
gittikçe hiç hoşlanmadığım insanlara benziyorum...
ben ne bokum ki...


Read more...

öyle diil aslında öyle olduğuna bakma

Monday, December 28, 2009

-naber pipi?
--kafam karışık götcüüm...
-neden pipi?
-konuşmıycaksan ben çıkıyorum, sıkıldım.
--ben de yatıciim.
-bb
--muhz, bb.

Read more...

O'na bir şiir yaz, içinde aşkı bulsun

Friday, December 25, 2009

duygusal olmak bu değil. değilim. duygularımı da tıpkı evin her köşesine fırlattığım ve bi daha da asla bulamadığım çoraplarım gibi bir yerlere kondurmuşum zamanın birinde. pek de yakınlaşmaya çalıştığım söylenemez kendisine, zira ne şiir yazabilirim ne de kalbinize bir öpücük kondurabilirim. düz bir insanım; dümdüz. hayvanlar gibi kuyruğuma basmadığınız sürece de hiçbir zararımı görmezsiniz.
aşık insanın hali başka oluyor gibi geldi bana. ne güzel diyorsunuz elleri tutmakları, dudakları öpmekleri, birlikte hayal kurmakları, gözlere deriiin deriin bakmakları, iç çekmekleri, mutluluktan maddenin alabileceği her hali alabilmeyi, her duyuya özgü davranışları sonuna kadar tatmayı, sevmeyi, bilmeyi, hissetmeyi, gitmenin acısını, gelmenin heyecanını, saniyeleri saymayı, otogar-gar, alan, en küçüğünden durak- ayrılıklarını, yağmurları, denizleri... sonu gelmiyor bunların ve içleri de dolu dolu üstelik!
sıradan bir insanım. sıradan insanlar derin düşünmezler. yemek yediğimizde mutlu oluruz biz. nereden geldiği yahut önümüze gelene kadar neler yaşadığı bizi ilgilendirmez. yeriz ve tokuzdur. sonuçla ilgilenir, sonuç iyiyse iyiyizdir. bu kadar basit.



arada ağlamıyor değilim elbet. hatta fazla sulugözlüyüm misal. hadiyeyim hediyeyim duygusalım değil mi ben de?

Read more...

bize de oluyormuş

kendi işlettiği otobüzle taşımacıllık şirketinde çalışmakta olan otobüzlerin saatini bilemeyen insanlardan iyreniyorum. sizden nefret ediyorum. cuma mübarek gün de çok çok küfrettirdiniz kendinize. olan bana olucak ama bi nevi rahatlama işte.
saatlerce duraklarda beklediğim için yok yere, o kadar soğuğu yediğim dolayısıyla önümüzdeki haftayı ishal olarak geçireceğim için, yanımda oturan kişi ter koktuğu için, burnum hassas olduğu için, duraklardaki edebime aykırı yazıları okumakla vaktin geçmeyeceğini çok iyi anladığım için, alışmaya çalıştığım için lanet olsun size. ölün daha iyi. yok olun, patlayın, toprağa karışın bişeyler.

herneyse, anneme:
ilgili bir aile bireyi olamayacak kadar sinirlerim bozuk.

Read more...

ssvdsoa, angora

Thursday, December 24, 2009



züb için bişeyler yapmak....

Read more...

aym e fri yuzır

Wednesday, December 23, 2009



bi gün ben de perimium user olucam.
premium.
piremiyum. olucam.

Read more...

"bunu sadece sen ve ben biliyoruz"

Tuesday, December 22, 2009

hayallerimizi ehlileştirmekten bahsediyorduk en son değil mi? uçurtma uçursak nolur bi kere? evet, hiç beceremedim, uçmuyor eşşek sıpaları! ya da, elemanlar bozuk çıktı benim, zayıf gruba düştüm :/ ağaca tırmanma meselesini hiç sorma. en fazla komşunun dut ağacına tırmandım. bi de mahallenin sonundaki bahçeli evin arkasındaki kiraz ağacına. ismi mualla olsun isterdim hep meğer kısmet'miş. her gün çiçekleri sulardı. yalan tabi ki. o kadar yaşlıydı ki bize camdan bağırmaktan başka bişey yapamazdı.
şu sizin gittiğiniz ev. şey... ben ordan çok korkardım. o yüzden hiç gelmezdim. annem titizdi, kirlenmek güzel değildi onun için. babaannem vardı bide. beni arkasında saklayan annemin gazabından koruyan.
anneannem?
bilmiyorum inan. ama bizi sevmiştir eminim...
şimdi söyle bana gidiyor muyuz uçurtma uçurmaya?
haklısın, bir gün gideceğiz.

Read more...

gut mornink hepimize



üç oldu kak artık

Read more...

woman of earth

Monday, December 21, 2009

parfümün vumın of ört mü?
hayır diil. ne diye sordun?
çok benziyo. bu kokuya aşığım!
kokunun sahibi kadına, yani?
evet olabilir.
bana diil yani o zaman?
bilmem belki.
keşke olsaydın la :/

Read more...

nazlanma nazlı kız yaralarım azdı kız



sigara içmeyin lan şu evde! evde içmenizi yasaklayamayabilirim ama litfen odamda da içmeyin canım! manyak mısınız. ulan kafada saç kalmadı yıkaya yıkaya! suyun altında buluyorum dakkada kendimi. emeğe saygı ya!
lütfen! ciddiyim!

Read more...

e tamam işte

Saturday, December 19, 2009


Read more...

methiye to rapidshare

ne alıp veremediğiniz var lan benimle!

Read more...

ordinary lives

saat sabah altı buçuk gibi bişey. yatmadan evvel telefonu muhakkak sessize alırım. hatta çoğu zaman gerek duymam gık çıkarmadığı için. elimi uzatmak zoruna sesi açık bıraktım. ve bunun olacağını biliyordum. "neden bu kadar erken kalktın?" dedim "beni bilirsin, en geç 9da ayaktayım" dedi.

telefonda konuşmak yüzümü yıkarken saçımın ıslanması kadar canımı sıkan bir hadise. yüzlerce defa arayanın "ben" kişisi olmasına karşın hattın diğer ucundaki eş-dost-akraba yahut her kimsenin benden-küfürsüz- iyi bi azar işitmişliği vardır. geriliyorum. bugün gerilmedim zira uykusuzdum. dün gece uyumamış, yumaya karar verdiğimde uyuyamamıştım. gün ışımasına yakın bu saatte "senin zorun ne de erkenden kalktın? kalktın niye beni aradın?"lar meşgul ederek daha uyanmadan yormaya başlamıştı gün beni. tek istediğim bir an önce telefonu kapatmasıydı.
o konuştu ben dinledim. niçin kapatmadım hala anlamış değilim.
hiç de anlamam niçin erken kalkarlar. sağlıklı yaşamak sizi ne kadar fazla yaşatabilir ki? neden fazla yaşayasınız ki? yaşlanınca yatağa düşmeyecek misiniz? buruşuk ve ağarmış saçlarımızı uzatmanın ne manası var? gidin yatın allaseniz yaa....

Read more...

şükrü ve yeni trendler

Saturday, December 12, 2009

nereye kayboldun lan kaç zamandır arıyorum açmıyosun ayağına mı geleyim? bunu okuyacağını da sanmıyorum ama içimi dökmüş oluyorum en azından. telefonu açmayalı beri kimseye bağırıp çağıramaz oldum, artık eski otoriter yapımdan eser kalmadı kuzu gibi melek gibi saçma bişey oldum. saçım bilem düzleşti. karşı inşaatta çalışan hayri abi şahidim olsun ki asabiyet ne demek onu bile unuttum.
gel lan çok değişiyorum bak dersi sonra çalışırsın. sen de bi köye gidiceksin en nihayetinde ben de ne gerek var bunca şeye.
gel dedim.

Read more...

"üretkenim, üremeyince rahat durmuyorum"

Saturday, December 5, 2009

iyi bildiğiniz gibi ismail yk'yı sever ve takip ederim. bilmeyenler de bu şekilde öğrenmiş oluyor.
üşenmeden haftalar boyu izini sürdüm ve en sonunda kendisini bir köşebaşı tostçusunda halkla kucaklaşırken yakaladım. bi kenara çekip baskı altında şu röportajı gerçekleştirdim. ama allah var iyi adammış harbiden, onca kabalığıma rağmen tüm sorularıma ilgiyle cevap verdi. tabi ki size, trendy'den başka derginin ismailciimle yıllardır röportaj yapmadığını, bu nedenle de röportaja aç olduğunu söylemeyeceğim.

I: ismail yk
B: ben

B: merhabalar. az önceki rahatsızlıktan dolayı özür dilerim. dileriz ekip olarak.
I: ekip?
B: herneyse. uzun zamandır yoktunuz?
I: yoktum, evet. aslında vardım ama aranızda yokmuş gibiydim. yani varla yok arası bi dönemdi. zordu ama yanımda sevdiklerim vardı. babam hariç, o da olsaydı keşke.
B: eksikliğini hissettiğiniz biri var da biz bilmiyoruz demek! bu ne cüret? afedersiniz, bir an kendime mani olamadım. ama bunu duyan hayranlarınızın da aynı tepkiyi vereceğini tahmin edebilirsiniz. zira sizin için bu denli önemli bir hususta bilgisiz kalmak bizi üzüyor.
I: bunu kendimden bile gizledim aslında yıllar boyu ama olmuyor, yapamıyorum. sonuçta o benim babam.
B: tamam ağlamayın lütfen, konuyu kapatalım. yeni albümünüzden bahsedin bize. neden gerek duydunuz?
I: üretken biriyim. üretmeyince rahat olmuyorum, içimde patlamamalı, dışa vurmalıyım. ben de gönlümce dışıma vuruyorum içimdekileri. bi gün yine yağmur yağıyor, oturmuşum şöminemin başına arada bi ocağı dürtüklüyorum, almanyaya giderken arkamdan el sallayan ilk aşkım geldi aklıma. acaba dedim, şimdi ne yapıyor? o kadar yoğun duygular yaşadım ki, yaş döktüm gözümden. mahzunlaştım, bir şarkı yazdım.
B: sonraki aşamayı ben tahmin edeyim, beste yaptınız?
I: hayır. aslında o şarkının ne yazık ki bestesi yoktu.
B: ?
I: o şarkının ne yazık ki sözleri de yoktu. yazıp şömineye attım. çok kötüydü lan. ahaha, şaka tabi. arada gülmek de lazım. bana ilk aşkımı hatırlattığı için yok ettim.
B: hmm gerçekten acıklı bir hikayeymiş.
I: bi de şey var. bombabombanın hikayesi. bi gün nette böyle
B: net demişken, son hitiniz feyzbuktan konuşalım.
I: o parça çok meşakkatli idi, çok çalıştım onu yazmak için. iyi bir internet kullanıcısı değilim. bu sebeple 6 ay boyunca bir internet hocasıyla çalıştım. konuyu kavradığımı düşündüğüm andan itibaren 4 ay kesintisiz feyzbuk kullanıp, birçok arkadaş edindim. hatta geçenlerde toplaşıp tost yedik, çay içtik falan güzeldi. ve arkadaşlarıma ithaf ederek bu şarkıyı yazdım.
B: ve bestelediniz?
I: evet.
B: bu güzel sohbet için size çok teşekkür ediyoruz. hayranlarınıza söylemek istediğiniz son bişey var mı?
I: hayranlarımı seviyorum, türkiyeyi seviyorum, babamı seviyorum, seni de sevdim.
B: tamam, görüşürüz.
I: görüşelim. tost yer misin?
B: ııı, teşekkürler yazıyı yetiştirmem lazım.
I: şak!





Read more...

Deli Yürek fenomeni

Friday, December 4, 2009

tam yılı hatırlayamıycam ama 90lı yılların sonlarında yayınlanan, yiğit bir deliğanlının hikayesini anlatan bir dizi idi deli yürek.
evde feci izlenirdi ve baya baya fanıydık ailecek. hatta dizi müziklerinin kaseti çıkmıştı da almıştık, dinler dururduk...
bugün de Kurtlar Vadisi fenomeni var ki ilerleyen zamanlarda üşenmezsem bu konuya da değinmek isterim.
efenim. deli yüreğin bir süre-ki bu süre yaklaşık iki yıldır- ailemize entegre yaşamasının sebebini bugün gayet açık görebiliyorum: o dönemde evde ergen bir abim bulunmaktaydı. demek ki onun kahramanı da kenan imirzalimoğlu şeklinde soyismi diziyle bağdaştırılarak mutasyona uğratılmış kenan imirzalıoğlu idi. yorum yapmadan, saygımı koyuyorum önüne.
evde bir ergen varsa, o ergenin benmerkezci yapısı varsa, o ergenin sizi etkilememesi namümkün. ben de etkilendim ve yaklaşık iki yıl deli yüreğin fanı olarak yaşadım. yaşamışım yani.
ama geçti vallaha bak. artık kavak yellerini falan izliyorum.

dipnot: abi şu an yolun yarısına yaklaşıyor ve kurtlar vadisi izliyor. hayatta ne değişti?

haydarinnarinnarinnarinnarinanay! eheheh demeden geçemedim.

Read more...

ben böyle hep güzel olacağım

bilokuma ait comment sorunu ortadan kalkmıştır.
vatanıma, milletime, emekçime, sağlıkçıma, bana hayırlı olsun.

Read more...

geçmiş zaman olur ki

Wednesday, December 2, 2009

atmaya bir türlü kıyamadığım, bu nedenledir ki yıllardır sakladığım, toza bulanmış 7. sınıf ingilizce kitabımın 38. sayfasını 39a bağlayan arada sıra arkadaşımın bana yazdığı mektubu buldum ve o yıllarda ne kadar popüler olduğumu, arkadaşlarımın beni nasıl paylaşamadığını, beni birbirlerinden kıskandığını anımsadım...










 

bu arada şaka lan, popüler falan değildim ben.

Read more...

About This Blog

  © Blogger template The Professional Template II by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP